Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
CookieWarningPanelAgreeButton
X

Madde 132

2. Kadın için bekleme süresi

2. Kadın için bekleme süresi

Madde 132 - Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter.

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.

I-) Yargı Kararları:

1-) AYM, T: 10.09.2025, E: 2024/233, K: 2025/181:

“... III. ESASIN İNCELENMESİ
… C. İtirazın Gerekçesi
16. Başvuru kararında özetle; kadınların medeni durumunun kişisel ve sosyal kimliklerinin bir parçası olduğu, bunun evlenme ve özel hayata saygı haklarıyla yakından ilgisinin bulunduğu, kadınların boşandıktan sonra bekleme süresine tabi tutulmaları ve bu sürenin kaldırılması amacıyla yargı makamlarına başvurmak zorunda bırakılmalarının mahremiyet hakkını zedelediği, itiraz konusu kurallarla boşanan bir kadının yeniden evlenebilmek için cinsel hayatının kamu makamlarının incelemesine tabi tutulduğu, bu durumun eşitlik ilkesini ihlal ettiği ve uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığı, boşanan kadının yeniden evlenmesi için hamile olup olmadığını açıklamak zorunda bırakıldığı, çocuğun nesebinin doğru belirlenmesi amacıyla getirilen kuralların teknolojik gelişmeler ve DNA inceleme yöntemleri nedeniyle gerekliliğini yitirdiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 10., 17., 20. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
… 22. İtiraz konusu kurallar kapsamında evliliği sona eren kadın bakımından öngörülen bekleme süresi ve bu sürenin kaldırılması için kadının mahkemeye başvurması, kadının önceki eşiyle yeniden evlenebilmesi açısından bir zorunluluk teşkil etmektedir. Kişisel ve sosyal kimliğinin bir parçası olan medeni hâle ilişkin olan bu durum özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
… 26. Kurallarda evliliği sona eren kadının önceki eşiyle yeniden evlenebilmesi için öngörülen bekleme süresinin ve bunun kaldırılmasına ilişkin usul ve şartların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralların kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
… 28. Kurallarla, evliliği sona eren eşlerin yeniden evlenmek istemeleri hâlinde kadın için söz konusu olan bekleme süresinin mahkeme tarafından kaldırılmasının aranmasının, bu yönde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilerek çocuğun gerçek babasının nüfus kaydına işlenmesine ve böylece soy bağının karışmasının önlenmesi suretiyle kamu düzeninin sağlanmasına ve çocuğun korunmasına katkı sunacağı açıktır. Dolayısıyla kuralların anayasal anlamda meşru amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
29. Kuralların meşru bir amacının bulunmasının yanı sıra demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerekir.
… 31. Kamu düzeninin sağlanması ve çocuğun korunması için soy bağına ilişkin kayıtların sağlıklı ve güvenilir olmasına ihtiyaç duyulduğu gözetildiğinde evliliği sona eren kadın bakımından bekleme süresi öngören kuralların zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamaya yönelik olmadığı söylenemez.
… 33. Evliliği sona eren kadın bakımından kurallarda öngörülen bekleme süresinin nüfus kayıtlarının gerçeğe uygun tutularak kamu düzeninin sağlanması ve çocuğun korunması amacı bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
34. Öte yandan kadın için öngörülen bekleme süresinin evliliğin sona erdiği eşle yeniden evlenmek istenmesi hâlinde sadece mahkemeye başvuru yapılarak bu durumun tespitiyle kaldırılacağı, mahkemenin bu hususta takdir yetkisinin de bulunmadığı dikkate alındığında kuralların bireyler açısından aşırı külfete neden olmadığı, dolayısıyla kurallarla özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamanın meşru amaç bakımından orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
35. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
… IV. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesinin;
A. Birinci fıkrasının esasına ilişkin incelemenin “evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâli” yönünden yapılmasına, … OYÇOKLUĞUYLA,
B. 1. Birinci fıkrasının “evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâli” yönünden,
2. Üçüncü fıkrasında yer alan “…veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri…” ibaresinin,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, … OYÇOKLUĞUYLA, 10/9/2025 tarihinde karar verildi. …”
(RG 31.12.2025; S: 33124).

2-) Y. 2. HD, T: 15.09.2003, E: 2003/10441, K: 2003/11142:

“... Kadın için bekleme süresinin kaldırılmasına (TMK md. 132/son) ilişkin davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğine dair Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesi II/4. bendi 4787 sayılı Yasanın 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu açıktır.

O hâlde mahkemece yapılacak iş; görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden verilen kararın bozulması gerekmiştir. …

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından (MK. md.118-494) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur ...”

Not: Kararın verildiği tarihten sonra 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinin 1. bendinin bu mutlak ifadesi 14.04.2004 tarihli ve 5133 sayılı “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” un 2. maddesi ile değişikliğe uğramış ve Medeni Kanunun aile hukukuna ilişkin kitabının üçüncü kısmından doğan davalar Aile Mahkemelerinin görevi dışına çıkartılmıştır (RG. 20.04.2004; S: 25439).

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

1-) 2– Müddetler

a) Kadın için

Madde 95

Kocasının vefatı veya boşanma sebebiyle dul kalan yahut evliliğin butlanına hükmedilen kadın; vefattan, boşanmadan veya butlan hükmünden itibaren üç yüz gün geçmedikçe tekrar evlenemez. Doğurmakla müddet biter.

Kadının gebe kalması mümkün olmadığı veya boşanma ile ayrılmış olan karı ve koca tekrar birbirleriyle evlenmek istedikleri takdirde, hâkim bu müddeti kısaltabilir.

2-) b) Boşanan kadın için

Madde 96

Boşanma ile birbirinden ayrılmış olan karı ve koca, hâkim tarafından tâyin olunan memnuiyet müddeti içinde, tekrar evlenemez.

Karı ve koca birbirleriyle evlenmek isterlerse, bu müddet hâkim tarafından kısaltılabilir.

Not: TKM m. 96, 04.05.1988 tarih ve 3444 sayılı Kanun ile ilga edilmiştir.1

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 95 inci maddesini karşılamaktadır.

Maddenin “2. Müddetler” “a. Kadın için” şeklindeki konu ve kenar başlıkları “2. Kadın için bekleme süresi” şeklinde tek başlık hâline getirilmiştir. Zira bunu takip eden eski 96 ncı madde 3444 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış olup, artık boşanan kadın için bir cezaî bekleme süresi söz konusu olmadığından, madde bir tek bekleme süresiyle sınırlı hâle getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrası yeniden ve daha uygun bir ifadeyle kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki 95 inci maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ikinci fıkra hâline getirilmiştir.

Maddenin son fıkrasında kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya önceki eşiyle yeniden evlenmek istemesi hâlinde hâkime süreyi kısaltma yetkisi verilmemiş, hâkimin bu süreyi kaldırması öngörülmüştür. Zira bu iki hâlde de kadının evlenmesini engelleyen süreyi kısaltmanın bir anlamı yoktur. Bu gibi hâllerde mahkemece sürenin tamamen kaldırılması gerekir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

Hüküm, İsviçre Medenî Kanunu’nun eski 103. maddesine paralel bir biçimde kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanunu’nun 103. maddesindeki bu düzenleme 26.06.1998 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2000 itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.



1   RG. 12.05.1988; S: 19218

 


Copyright © 2017 - 2026 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.
X