Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 638

B. Hükümleri

B. Hükümleri

Madde 638 - Miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde, tereke veya terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir.

Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 27.04.1949, E: 1948/7, K: 1949/7:

“... Mirasçının mirasçıya karşı iktisap zamanaşımı defi‘nde bulunamaması, taraflar arasındaki dâvanın miras sebebiyle istihkak dâvası olması haline münhasır olup bir mirasçının öbürünün elindeki miras bırakandan kalma bir maldan dolayı âdi şekilde açmış olduğu istihkak dâvasına bu yasağın şumulü bulunmadığı Medenî Kanunun 578 inci maddesinden açıkça anlaşılmaktadır. Mirasçılar silsilesi arasında bulunup da kendisinden öncekiler mevcut olunca mirastan hisse alamıyacak veya az hisse alacak olduğu halde mirasın tamamına veya hissesinden çok bir kısmına kendisini haklı görerek el koymuş olan mirasçı ile hakkı bu mirasçının hakkına râcih olan mirasçı arasındaki ihtilâfta kanun koyan iktisap zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasını doğru bulmamış, bu ihtilâfları âdi ve Medenî Kanunun 579 uncu maddesinde yazılı zamanaşımına tâbi tutmuştur.

Kanun koyan bu düzenleme ile kendisinin önünde, râcih hakka sahip mirasçı bulunmadığını sanarak iyi niyetle terekeye el koymuş olan mirasçıyı uzun bir zaman sonra meydana çıkacak mirasçının açacağı istihkak dâvasiyle karşılaştırmamayı ve bu karşılaşma ihtimalini önlemek istemiş bulunmaktadır.

Bu düşünce dolayısiyledir ki, kanun koyan râcih hakka sahip mirasçıya, hakkının râcih olduğunu ve hasmının zilyed bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halde miras bırakanın ölümünden itibaren on yıl içinde miras sebebiyle istihkak dâvası açabilmek yetkisini vermiş, bu süreleri geçirmiş olanlara karşı zilyed olan mirasçıyı zamanaşımı müdafaasiyle silâhlandırmıştır.

Bu hüküm yalnız dâva edilenin değil, dâvacının da hakkını korumaktadır. Çünkü miras sebebiyle istihkak dâvasında da iktisap zamanaşımı yürüyecek olsaydı dâvacının iyi niyetli mirasçıya karşı menkul bir maldan dolayı beş yıl sonra dâva açamaması gerekirdi. Halbuki, 579 uncu madde on yıla kadar dâvacıya dâva açmak hakkını vermektedir.

Kötü niyetli zilyede gelince; kanun koyan burada da menkul ve gayrimenkul farkı gözetmeksizin bunun hakkındaki dâvayı otuz yıllık bir zamanaşımına tâbi tutmuştur. Kanunumuzun alındığı İsviçre Medenî Kanunundaki otuz yıllık iktisap zamanaşımı ile bu otuz yıllık âdi zamanaşımına dair hükümler arasında dâvanın gayrimenkule ait olması halinde tam bir ahenk mevcut bulunmaktadır. Çünkü, her ikisinde de iyi niyetlilik şart değildir. Fark menkulde kendini göstermektedir. Menkule kötü niyetle zilyed olan kimse hiç bir zamanaşımına bağlı olmaksızın onu kendisinden önceki zilyede geri vermeğe Medenî Kanunun 904 üncü maddesi hükmünce mecbur tutulduğu halde kötü niyetli mirasçıya miras sebebiyle istihkak dâvasının dâvacısına karşı otuz yıllık bir zamanaşımı müdafaasında bulunmak hakkı verilmiştir. Bunun da, dâva edilenin büsbütün yabancı bir kimse olmayıp mirasçılar silsilesi arasında yer alan bir kimse olması dolayısiyle tanınmış bir hak olduğu açıktır.

Medenî Kanun, mirasçılık hususunda aralarında bir ihtilâf bulunmıyan mirasçılardan birisinin tereke malı olmak üzere öbürünün elinde bulunan maldan dolayı açacağı istihkak dâvasını mirasçı olmıyan kimseler arasındaki istihkak dâvalarından ayırdetmemiştir. Yabancı kimseler arasındaki istihkak dâvaları hangi hükümlere tâbi ise mirasçılar arasındaki âdi istihkak dâvalarını da aynı hükümlere tâbi kılmıştır. Bunlar için ayrıca bir hüküm koymamıştır.

Âdi istihkak dâvalarında, dâva edilenin ileri süreceği zamanaşımı iktisap zamanaşımıdır. Tarafların mirasçı olmaları, iktisap zamanaşımı müdafaasında bulunmalarına engel teşkil etmez. Bu husus Medenî Kanunun miras sebebiyle istihkak dâvasına ait 16 ncı babının 5 inci faslıyla 638 ve 639 uncu maddelerinde toplanan hükümlerden açıkça anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, Medenî Kanunda mirasçılar arasında zamanaşımı işlemiyeceğine dair bir hüküm yoktur. Medenî Kanundan önceki kanunlara gelince: Medenî Kanundan önceki kanunlarda hususi mülkiyet hükümlerine tâbi gayrimenkuller, sırf mülk, vakıf arz, miri arz olmak üzere üç ad altında toplanmaktadır. Bu üç nevi gayrimenkulü idare eden kanun ve hükümler içerisinde mirasçılar arasında zamanaşımı işlemiyeceği hakkında bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine olarak Mecellenin 1660 ıncı maddesinde mirasçılar arasında zamanaşımı işliyeceği açıkça yazılıdır. Arazi Kanununun “Hakkı karar” yani iktisap ettirici zamanaşımına taalluk eden 20 nci ve 78 inci maddeleriyle konulmuş hükümlerde mutlak olup tarafların sıfatlarından dolayı hiç bir kayıt ve şarta bağlanmış değildirler.

Medenî Kanunun 639 uncu maddesindeki iktisap zamanaşımı ile Arazi Kanununun 78 inci maddesindeki zamanaşımı arasında, mirasçılar arasındaki dâvalarda müdafaa sebebi olarak ileri sürülebilmek noktasından uygunluk bulunup ayrılık bulunmadığı gibi diğer noktalardan da bu iki kanundaki iktisap zamanaşımları arasında bir uyuşmazlık mevcut değildir. Çünkü, Medenî Kanunda olduğu gibi Arazi Kanununda da vakıf veya miri bir araziyi nizasız ve fâsılasız malik gibi on sene tasarruf etmiş olan kimse o arazinin tasarruf hakkını iktisap eylemektedir. İyi niyetli olmak şart değildir. Karar hakkı iddia edene karşı öbür tarafa kötü niyet iddiasında bulunmak hakkı tanınmamıştır.

Bu iki kanundaki iktisap ettirici zamanaşımları arasında uyuşmazlık bulunmaması dolayısiyle de Medenî Kanun yürürlüğe girmeden önce başlamış olan bir karar hakı ile … Medenî Kanundan sonra işlemiş olan iktisap zamanaşımının birbirine eklenmesi suretiyle iktisap zamanaşımı süresinin tamamlanmasına hiç bir engel yoktur.

Yukarıda yazılı düşünce ve sebeplerden dolayı miras bırakan üzerinde kayıtlı gayrimenkule ait olmak üzere mirasçıların birbirlerine karşı açacakları âdi istihkak dâvalarında tarafların iktisap zamanaşımı müdafaasında bulunabileceklerine ve Medenî Kanun zamanında işliyen iktisap zamanaşımına Medenî Kanundan önce yürürlükte bulunan Arazi Kanununun 78 inci maddesi gereğince başlayıp Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar işlemiş bulunan karar hakkı süresinin Medenî Kanunun tatbikına dair kanunun 20 nci maddesi hükümleri dairesinde mahsup olunabileceğine … karar verildi.” (RG. 21.07.1949, S: 7264).

2-) YİBK, T: 26.05.1954, E: 1954/7, K: 1954/17:

“Bir gayrimenkulun sicilde muris namına müseccel olarak kalması halinde o gayrimenkulu fiilen malik sıfatiyle yedinde bulunduran mirasçı veya mirasçıların Medeni Kanunun 639 uncu maddesine istinat ederek murisin ölümünden sonra 20 seneden fazla bir zaman geçmiş olması hasebiyle fevkalâde iktisabı müruruzaman sebebiyle diğer mirasçıların haklarını ıskat ve müstakillen mülkiyet hakkı ihraz edebilmelerine imkân veren 27.04.1949 tarih ve 7/7 sayılı Tevhidi İçtihat Heyeti kararının 6333 sayılı kanunla değiştirilen Medeni Kanunun 639 uncu maddesinin bugünkü metni dolayısiyle kıymetini kaybettiği yolunda dairede kısmi bir ekseriyet teessüs etmiş olduğundan zikri geçen maddenin tadilden sonraki şekliyle bahis mevzuu Tevhidi İçtihat kararının telifi kabil olup olmadığının ve böylece bu kararın kıymetini muhafaza edip etmediğinin tayini Birinci Hukuk Dairesi Reisliğinden 08.04.1954 tarih ve 2956 sayılı tezkeresiyle talebedilmesi üzerine Tevhidi İçtihat Umumi Heyetinde keyfiyet müzakere edilerek aşağıda gösterilen neticeye varılmıştı.

6333 sayılı kanunun biri(n)ci maddesinin birinci fıkrasında "Medeni Kanunun 639 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir" denilmektedir. Kanunun metninde 639 uncu maddenin değiştirildiği tasri(h) olunduğuna göre bahis mevzuu Tevhidi İçtihat kararına mesnet olmuş bulunan eski metnin baki addi caiz değildir. Tevhidi İçtihat müessesesiyle bir kanun hükmünün anlaşılmasına dair bir kaide vaz’ı istihdaf edildiği cihetle 639 uncu maddenin eski metni zamanında Tevhidi İçtihat karariyle konulmuş olan kaidenin yeni maddedeki hükümler ile telifi kabil olup olmadığının tetkiki zaruri görülmüştür.

Medeni kanunun 639 uncu maddesindeki eskiden mevcut olan şartlar gayrimenkulu iktisap için kâfi telâkki olunmamış bunlara ilân mecburiyeti ve ilâ(nı) müt(e)akip kanunen bir meh(il) tâyin edilerek hak sahiplerinin istihkak dâvasını açmalarına intizar lüzumu kayıtları da maddeye ilâve olunmuştur.

Tescili istenilen gayrimenkul üzerinde hak sahibi bulunan kimselerin vaziyete muttali olup istihkak dâvasını açabilmeleri için kendilerine haber alma imkânlarının bahşolunması gayrimenkulü iktisap için esaslı bir unsur olarak kanuna vazolunmuştur. Bu ilânın gazete ile ve ayrıca da mahallinde münasip vasıtalar ile yapılması lüzumuna da kanunda işaret olunmuştur.

Gayrimenkulün bulunduğu yerde okunması mûtat olan bir gazete ile ve her halde ayrıca yapılması iktiza eden ilânın da hak sahiplerini ikaza salih mahiyette yapılmış olması halinde kanunun hâkime tanıdığı ilânın icra şeklini tâyine dair takdir hakkı isabetli olarak kullanılmış telâkki olunabilir. Bu şartla(rı) cami olarak yapılan ilân muameleleri tekemmül ettikten sonra ancak hak sahiplerinin dâva açmaları için kabul olunan üç aylık sükutu hak müddeti işlemeğe başlar. Bu müddetin dâva ikame edilmeden geçmesiyle o gayrimenkul üzerinde hakları bulunan kimselerin hakları zeval bulmuş olur ve bundan sonra ancak zeval bulan hak yerine zilyedin mülkiyet hakkı doğmuş olur.

Sicille nazaran kim olduğu anlaşılamadığı iddia olunan şahıs gayrimenkulün maliki bulunduğunu veya kaybolduğu kabul edilen kimse kaybolmadığı(nı) veya sicilde mâlik olarak müseccel bulunan ve vefat etmiş olan şahsın mirasçısı olduğunu bir kimse iddia ederek müddeti zarfında bir istihkak dâvası açar ve ikame olunan istihkak dâvası(n)da müddeinin gayrimenkulun sahibi bulunduğu sabit olarak kabul edilir ise, gayrimenkule 20 seneden fazla müddetle zilyed bulunmuş olan şahıs mülkiyet hakkını ihraz edemez.

Muktazi ilânı yaptırmamış bulunan zilyed gayrimenkulün mâliki bulunduğunu ispat eden kimseye karşı 639’ uncu maddeye dayanarak defan dermeyan edebileceği bir hakkı mevcut olamaz.

Kanun, fevkalâde müruruzaman sebebine müsteniden mülkiyet hakkı ihrazı(nı) eskilerine ilâveten yeni şartların da tahakkukuna vabeste k(ı)ldığından mirasçılık sıfatı sabit ve ihtilafsız bulunan bir mirasçıya karşı murisin ölümünden beri sicilde intikali yaptırılmamış bulunan, bir gayrimenkule mâlik sıfatiyle 20 seneden beri zilyed bulunmuş olan mirasçının müstakilen gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkını ihraz edebileceğine dair olan 27.04.1949 tar(ih) ve 7/7 sayılı Tevhidi İçtihat Heyeti kararının 639 uncu maddenin 6333 sayılı kanunla tadil edilmiş bulunan metnindeki hükümler ile telifi mümkün olmadığından tatbik kabiliyetinin kalmadığına … karar verildi. ” (RG. 09.09.1954; S: 8798).

Not: Bu içtihadı birleştirme kararı ile hemen yukarıda zikredilen T: 27.04.1949, E: 1948/7, K: 1949/7 sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanma kabiliyeti kalmamıştır.

3-) YİBK, T: 15.05.1957, E:1957/2, K: 1957/11:

“… Memleketimizin kökleşmiş geleneklerine ve millî şuurumuzda yerleşmiş hâkim telâkkiye göre belediye sınırları dışında yâni köylerde bulunan bir gayrimenkul üzerinde mirasçılardan sadece birisinin zilyet olması halinde onun hem kendi adına ve hesabına, hem de diğer mirasçılar adına ve hesabına zilyet durumunda bulunduğu kabul edilir. Bu görüş Medeni Kanun hükümlerine de aykırı değildir; zira bir kimsenin zım(n)i veya açık bir anlaşma uyarınca başkaları adına ve hesabına zilyet olmasını Medeni Kanun kabul etmiştir. Bu itibarla, söz konusu benddeki mâlik sıfatiyle zilyet olma şartı bu hallerde tahakkuk etmemektedir. O halde bu bent hükmünün mirasçılar arasında tatbiki mümkün değildir. Esasen bu bendin Medeni Kanunun 639 uncu maddesinin birinci fıkrası hükmüne mütenazır olarak sevkedilmiş bulunması ve Medeni Kanunun bu hükmünün mirasçılar arasında tatbik yeri olmadığının 26.05.1954 günlü ve 17/7 sayılı içtihadı birleştirme karariyle kabul edilmiş olması dahi bu görüşün doğruluğunu ayrıca göstermektedir.

Yedinci Hukuk Dairesinin Tapulama Kanununun 13 üncü maddesinin (D) bendi hükmünün mirasçılar arasında tatbik edilemiyeceği şeklindeki içtihadının kanuna uygun bulunduğuna 15.5.1957 tarihinde mevcudun üçte ikisini aşan ekseriyetle karar verildi.” (RG. 03.09.1957; S: 9696).

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

B İSTİHAK DÂVASININ HÜKMÜ

Madde 578

Miras sebebi ile istihkak dâvası sabit oldukta, hasım yedinde bulunulan malı zilyetlik kaidelerine göre dâvacıya verir. Hasım bu dâvalarda iktisap müruru zaman def’inde bulunamaz.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 578 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde İsviçre Medenî Kanununun 599 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Bu maddeyi karşılayan 1984 tarihli Öntasarının 562 nci maddesinde terekenin ya da tereke malının zilyetlik hükümlerine göre “teslim edileceği”nden söz edilmektedir. Buradaki “teslim edilir” sözcüğü isabetli bulunmamış, bunun yerine “verilir” sözcüğü kullanılmıştır. Zira tereke ya da terekeye dahil mal sadece teslim edilerek değil, başka yolla da verilebilir. Paranın havale edilmesi, hesaplar arası mahsup ve takas, hesaba virman geçilmesi vb.

Maddenin ikinci fıkrası, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesinin arılaştırılmak suretiyle tekrarından ibarettir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

B. Wirkung

Art. 599

1 Wird die Klage gutgeheissen, so hat der Besitzer die Erbschaft oder die Erbschaftssachen nach den Besitzesregeln an den Kläger herauszugeben.

2 Auf die Ersitzung an Erbschaftssachen kann sich der Beklagte gegenüber der Erbschaftsklage nicht berufen.

2-) CCS:

B. Effets

Art. 599

1 Le possesseur restitue selon les règles de la possession, au demandeur qui obtient gain de cause, la succession ou les biens qui en dépendent.

2 Le défendeur ne peut opposer la prescription acquisitive à l’action en pétition d’hérédité.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.