Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 337

III. Ana ve baba evli değilse

III. Ana ve baba evli değilse

Madde 337 - Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.

Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.

I-) Anayasa Mahkemesi Kararı:

Türk Medenî Kanunu’nun 337. maddesinin Anayasa’nın 5., 10., 12. ve 41. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu talebi T: 13.11.2008, E: 2005/53, K: 2008/161 sayılı kararı ile reddetmiştir:

“… Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle evlilik birliği içinde doğan çocuklarla ve evlilik birliği dışında doğan çocuklar arasında ayırım yapıldığı, evlilik birliği dışında doğan çocukların velâyetinin babaya verilmesinin çok güç şartlara bağlandığı, evlilik birliği dışında doğan çocuğun babasının soyadından ve babasının velâyetle ilgili yükümlülüklerinden yararlanamadığı, babanın evlilik birliği dışında doğan çocuğun eğitim ve gelişimine katkıda bulunamadığı, oysa evlilik birliği içinde doğan çocuğun bunlardan faydalandığı ve daha avantajlı bir durumda olduğu, ayrıca evlilik birliği içinde doğan çocukların babaları ile evlilik birliği dışında doğan çocukların babaları arasında eşitliğe aykırı uygulamaların ortaya çıktığı, bu nedenle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür…

Başvuran mahkemenin evlilik dışı doğan çocuğun soyadı hakkı konusunda ileri sürdüğü savlarla ilgili olarak, ebeveynin soyadını kullanma hakkı velâyetin değil öncelikle soybağının bir hukuki sonucudur. Bu nedenle, itiraz konusu kuralla ilgili olmadığı anlaşılan bu savların incelenmesine gerek görülmemiştir.

İtiraz konusu kuralın gerekçesi incelendiğinde… evlilik birliği dışında doğan çocuğun velâyetinin askıda kalmaması ve hak kaybına uğramaması için, doğumdan sonra velâyetin kural olarak anneye, istisnai durumlarda ise babaya verilmesini veya vasi atanmasını tercih ettiği anlaşılmaktadır…

Evlilik birliği dışında doğan çocuğun doğumdan itibaren derhal yasal bir temsilciye sahip olması, çocuğun yüksek yararı gereğidir. Evlilik dışı çocuğun velâyetinin doğrudan anneye verilmesi, istisnai durumlarda velâyetin babaya verilmesi veya vasi atanmasının nedeni, soybağı ilişkisinin kolaylıkla kurulması, anne ve çocuk arasındaki özel biyolojik ve ruhsal bağın varlığı olup, bu husus yasakoyucunun takdir alanı içindedir.

Evlilik birliğinin devamı ile evlilik birliğinin sona ermesi ve evlilik dışı çocuk sahibi olunması hallerinde, velâyet hakkının kullanılması konusunda farklı düzenlemeler öngörülmesinde, bu hakka sahip olan veliler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz. Bu nedenle kuralın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir…” (RG. 27.03.2010; S: 27534).

II-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 12.03.2008, E: 2008/2-247, K: 2008/247:

Bkz. madde 182.

2-) Y. 2. HD, T: 01.03.2010, E: 2009/13668, K: 2010/3771:

“… Davalı-davacı annenin yasa gereği velayeti kendisinde olan evlilik dışı 2004 doğumlu çocuğu anneanne ve dedeye bıraktığı, başka bir erkekle evlenerek yurtdışına yerleştiği, aradan iki yıl geçmesine rağmen çocuğu yurtdışına götürmek için resmi olarak bir girişimde de bulunmadığı, böylece annenin velayet görevini savsakladığı anlaşılmaktadır. O halde velayetin davacı-davalı babaya verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. …”

3-) Y. 2. HD, T: 04.02.2008, E: 2007/21135, K: 2008/795:

“… Davacı anne, dava sırasında, akıl hastalığı sebebiyle 23.6.2005 tarihinde verilen kararla Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince kısıtlanmış ve vesayet altına alınmıştır. Ana ve baba evli değilse velayet anaya ait ise de  … ana kısıtlandığına göre, Türk Medeni Kanununun 337/2. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır … ”

4-) Y. 2. HD, T: 07.11.2006, E: 2006/7213, K: 2006/15138:

“… Küçük M. 03.09.1989 doğumlu olup 3716 Sayılı Kanuna göre düzgün nesepli olarak 1991 yılında baba hanesine tescil edilmiştir. Çocuğun babası N. 27.12.1996 tarihinde ölmüştür.

Babanın ölümünden sonra Çivril Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.02.1997 tarihli 1997/48-50 sayılı kararı ile küçük M. davalı A.’nın vesayeti altına alınmıştır.

Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir. …

Davacıya (vesayetin kaldırılması) davası açmak üzere mehil verilmeli, vesayetin kaldırılması kararından sonra hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. …”

III-) Türk Kanunu Medenîsi:

Hükmün Türk Kanunu Medenîsi’nde bir karşılığı bulunmamaktadır.

IV-) Madde Gerekçesi:

Madde İsviçre Medenî Kanununun 298 inci maddesinden alınmıştır. Maddeye göre, ana ve babanın evli olmaması hâlinde velâyet kural olarak anaya ait olmakla birlikte; eğer ana ölmüşse, küçükse ya da kısıtlanmışsa veya velâyet anadan alınmışsa, hâkim, çocuğun menfaatine göre, velâyeti ya babaya verir ya da çocuğa bir vasi atar.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

III. Unverheiratete Eltern

1. Im allgemeinen

Art. 298

1 Sind die Eltern nicht verheiratet, so steht die elterliche Sorge der Mutter zu.

2 Ist die Mutter unmündig, entmündigt oder gestorben oder ist ihr die elterliche Sorge entzogen, so überträgt die Vormundschaftbehörde die elterliche Sorge dem Vater oder bestellt dem Kind einen Vormund, je nachdem, was das Wohl des Kindes erfordert.

2-) CCS:

III. Parents non mariés

1. En général

Art. 298

1 Si la mère n’est pas mariée avec le père, l’autorité parentale appartient à la mère.

2 Si la mère est mineure, interdite ou décédée ou si elle a été déchue de l’autorité parentale, l’autorité tutélaire transfère l’autorité parentale au père ou nomme un tuteur à l’enfant, selon ce que le bien de l’enfant commande.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 298. maddesinin ikinci fıkrası 19.12.2008 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2013 itibariyle değişikliğe uğramış ve hükme aynı kanunî düzenleme ile üçüncü bir fıkra eklenmiştir.


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.