Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 199

V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması

V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması

Madde 199 - Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.

Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır.

Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 06.07.2011, E: 2011/2-417, K: 2011/479:

“… Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 16.11.2009 gün ve 2008/16201 E. 2009/19869 K. sayılı ilamı ile …

Davacı, Türk Medeni Kanununun 199. maddesine dayanarak davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki tasarrufunu kendisinin rızasıyla yapılabileceğine karar verilmesini istemiştir. Dinlenen davacı tanığı, davalının taşınmazını satmak istediğini ifade etmiştir. Ailenin Türkiye’de dava konusu taşınmaz haricinde başka bir ekonomik varlığının bulunmadığı belirlenmiştir. Ailenin ekonomik varlığının korunması gerekiyorsa eşlerden birinin istemi üzerine hakim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Davacı ailenin ekonomik varlığının korunması için başvuruda bulunduğuna ve bu malvarlığının davalı tarafından elden çıkartılmak istendiği belirlendiğine göre Türk Medeni Kanununun 199. maddesi çerçevesinde önlem alınması gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır…

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü…

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesine dayalı, davalı eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılması istemine ilişkindir.

Davacı koca R. B. vekili, halen Almanya’da çalışmakta olan müvekkilinin, mevcut birikimleri ve banka kredisiyle, Ankara ili, Yenimahalle 3.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü’nde, Ergazi Mahallesi, 14641 ada 2 parsel, 3 nolu bağımsız bölüm olarak tapuda kayıtlı dava konusu dubleks evi satın alıp, davalı eşi adına tescilini yaptırdığını, davalının, müvekkili ile birlikte yaşadığı müşterek evi terk ederek müvekkili aleyhine boşanma davası açtığını belirterek, dava konusu evin, davalı tarafından satılma ihtimaline binaen, bu taşınmaz üzerinde davalıya ait tasarruf yetkisinin Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesine göre kısıtlanarak mülkiyet hakkını kısıtlayan her türlü ayni ve şahsi hak tesisi ve mülkiyet devrinin ancak müvekkilinin rızası ile yapılabileceğine karar verilmesi ile kararın tapuya şerhini istemiştir.

Davalı kadın S. B., yargılamalara katılmamış, cevap dilekçesi sunmamıştır.

Yerel mahkemece, davalının, evlilik birliğinin varlığını eksiltme kastıyla hareket ettiğine dair herhangi bir somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş; hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu’nun 199. maddesine göre, davalı kadına ait taşınmaz üzerinde önlem alınmasını gerektirir bir durumun ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmakta ise de dosya içinde mevcut Tapu Sicil Müdürlüğü yazılarından dava konusu taşınmazın, 07.08.2000 tarihinde satılmış olduğunun anlaşılması nedeniyle, öncelikle bu hususun, varılacak hükme bir etkisinin olup olmayacağı, ön sorun olarak tartışılmıştır.

İlke olarak her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve böyle bir halde mahkemenin, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerektiği de her türlü duraksamadan uzaktır.

Somut olayda, dava konusu taşınmaz, 07.08.2008 tarihinde davalı kadın S. B. tarafından dava dışı Çetin Dayıveli’ye satılmış; bu belge ve bilgi, bozma ilamından önce dosyaya intikal etmemiş olduğu için Yüksek Özel Dairece bu konu hakkında bir inceleme yapılmamıştır. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, Tapu Sicil Müdürlüğünce gönderilen tapu kayıtlarıyla dava konusu taşınmazın satıldığı anlaşılmış ise de yerel mahkemece bu konu hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.

Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir.

Böyle bir durum söz konusu olduğunda da mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir.

Eldeki davada da davacı vekili genel olarak değil, sadece dava konusu taşınmaz üzerindeki davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmişse de dava konusu taşınmaz yargılama sırasında satılmıştır.

Hal böyle olunca, yerel mahkemece bu durum dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının bozulması gerekmiş; bozma sebebine göre diğer temyiz itirazları inceleme konusu yapılmamıştır. …

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,

1-Davacı R. B. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ile H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince bozulmasına,

2-Bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 06.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

2-) Y. 2. HD, T: 04.07.2006, E: 2006/1999, K: 2006/10733:

“… Dava Türk Medeni Kanununun 199. maddesinde dayalı olarak açılmıştır.

Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin gerekti(rdi)ği ölçünün ne olduğu açıklattırılmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş; Davacıya evlilik birliğinden doğan ve yerine getirilmeyen mali yükümlülüklerin tutarını açıklattırmak, tedbir konulacak menkul, gayrimenkul ve hakları buna uygun …” (bir biçimde) “… belirlemekten ibarettir. Bu yönün üzerinde durulmadan davalının tüm mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir …”

3) Y. 2. HD, T: 27.04.2005, E: 2005/5719, K: 2005/6864:

“… kocanın (davalının) 6446 ada 1 parselin sahibi olduğu, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, buradan elde ettiği bağımsız bölümlerden bir tam bir yarım daire ile iki dükkanı üzerinde bıraktığı, diğerlerini çocuklarına eşit şekilde verdiği anlaşılmaktadır. Bu taşınmazlar dışında, … onaltı parça hisseli taşınmazının bulunduğu da sabittir.

Davacıya 400.000.000 lira nafaka takdiri yapılmıştır. Davacının aileyi ekonomik çöküntüye sokacak davranışı isbat edilmemiştir. Evlilik birliği devam ettiğine göre güvence altına alınması gereken hükmedilen nafaka ve ilerki yıllardaki artış miktarı olmalıdır. Mahkemece; gerektiğinde bilirkişiden de görüş alınarak tedbir konulan onaltı parça taşınmazın davalıya isabet edecek kısmı ile davalının diğer taşınmazların değeri denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi ve tasarrufun bu ölçüde sınırlandırılması gerekir …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

Hükmün Türk Kanunu Medenîsi’nde tam bir karşılığı bulunmamaktadır.

III-) Madde Gerekçesi:

İsviçre Medenî Kanununun 178 inci maddesinden alınmıştır. Bu maddeyle hâkim, özel bir önlem olarak eşlerden birinin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına karar verebilmektedir. Bu hükme bizim Ülkemizde İsviçre’den daha fazla ihtiyaç vardır. Çoğu olaylarda ayrılık veya boşanmaya kararlı olan koca, sırf kadına nafaka ya da tazminat ödememek için mevcut mallarını başkalarına devretme yoluna gitmekte, nafaka ya da tazminat hükmü alan kadın, kocadan icra yoluyla herhangi bir tahsilât yapamamaktadır. Bu hüküm sayesinde hâkim, eşlerin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına yönelik önlem niteliğinde olmak üzere, bu tür tasarrufların diğer eşin rızasına bağlı olduğuna karar verebilecektir. Ancak bu kararın verilmesi yeterli olmayıp, maddenin ikinci fıkrası bu durumda hâkime gerekli diğer önlemleri de kararlaştırma yetkisini tanımaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında hâkimin, eşlerden birinin taşınmazlarıyla ilgili olarak tasarruf yetkisini sınırlaması hâlinde, daha özel nitelikte bir önlemi alabileceği de hükme bağlamıştır. Bu hükme göre, hâkimin tasarruf yetkisinin sınırlanmasına ilişkin önlemin tapuya şerh edilmesine re’sen karar vermesi mümkün olmaktadır. Böylece eşlerin mal kaçırma yolu kapatılmıştır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

5. Beschränkungen der Verfügungsbefugnis

Art. 178

1 Soweit es die Sicherung der wirtschaftlichen Grundlagen der Familie oder die Erfüllung einer vermögensrechtlichen Verpflichtung aus der ehelichen Gemeinschaft erfordert, kann das Gericht auf Begehren eines Ehegatten die Verfügung über bestimmte Vermögenswerte von dessen Zustimmung abhängig machen.

2 Das Gericht trifft die geeigneten sichernden Massnahmen.

3 Untersagt es einem Ehegatten, über ein Grundstück zu verfügen, lässt es dies von Amtes wegen im Grundbuch anmerken.

2-) CCS:

5. Restrictions du pouvoir de disposer

Art. 178

1 Dans la mesure nécessaire pour assurer les conditions matérielles de la famille ou l’exécution d’obligations pécuniaires découlant du mariage, le juge peut, à la requête de l’un des époux, restreindre le pouvoir de l’autre de disposer de certains de ses biens sans le consentement de son conjoint.

2 Le juge ordonne les mesures de sûreté appropriées.

3 Lorsque le juge interdit à un époux de disposer d’un immeuble, il en fait porter la mention au registre foncier.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.